Nükleer mi, rüzgâr mı?

 

Türkiye, enerji ihtiyacını karşılamak için nükleer enerji santralleri kurmaya hazırlanırken nükleer santrallere karşı çıkan kimi enerji uzmanları rüzgâr gücünden faydalanılmasını, kimi enerji uzmanları enerjideki kayıp kaçağın indirilmesini öneriyor. Uzmanlara göre, bin megawatlık bir nükleer enerji santralinin sadece ilk yatırım maliyeti 5 milyar dolar. Türkiye, enerjideki kayıp kaçağı yüzde 2 oranında azalttığında bile 3 nükleer santralin üreteceği kadar enerji tasarrufu sağlayabilir.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türkiye’de nükleer enerji santrali yer lisansı verilmiş tek bölge olan Gülnar ilçesine bağlı Akkuyu mevkiinde Türkiye’nin ilk nükleer santralini yapmak için dördüncü ihale hazırlıklarını sürdürüyor. Nükleer enerji santrallerine karşı çıkan enerji uzmanları da, Akkuyu yöresinde yaşayan yurttaşları enerji türleri konusunda bilgilendirmek için Mersin Nükleer Karşıtı Platform tarafından düzenlenen çeşitli etkinliklere katılarak, Türkiye’nin tek seçeneğinin nükleer enerji olmadığını anlatıyor.
Eski nükleerci ülkeler rüzgâra dönüyor

Akademik yaşama ‘yüksek nükleer mühendisi’ olarak başlayan daha sonraki yıllarda yenilenebilir enerji kaynakları alanında uzmanlaşan Marmara Üniversitesi öğretim üyesi ve Dünya Rüzgâr Enerjisi Birliği Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Tanay Sıtkı Uyar, geçtiğimiz yüzyılda çok sayıda nükleer santral yapan gelişmiş ülkelerin, günümüzde rüzgâr enerjisine yöneldiklerini anlattı. Dünya genelinde 1996’dan bu yana 93 bin megawatlık rüzgâr santrali kurulduğunu belirten Uyar, Almanya’nın 22 bin megawatlık rüzgâr santrali kurduğunu Türkiye’nin ise henüz 200 megawatlık bir yatırıma sahip olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin 2 bin megawatlık bir rüzgâr enerjisi santrali kurması durumunda nükleer enerji santraline gerek kalmayacağını kaydeden Uyar, “Bin megawatlık rüzgâr santralinin maliyeti 1 milyar dolardır. Bin megawatlık bir nükleer santralin sadece ilk yatırım maliyeti 5 milyar dolardır. Güvenlik altyapısı maliyetleri, lisans maliyetleri, işletme ve atık maliyeti de eklendiğinde bir nükleer santralin maliyeti 30 milyar dolara kadar çıkar. Rüzgâr santralleri kurmak nükleerden de, doğalgazdan da ucuz. Çünkü rüzgâr enerjisinin hiç yakıt maliyeti yoktur” dedi.

‘Nükleer santral kurmak için söz verdiler’

Aralarında BOTAŞ’ın da bulunduğu çok sayıda Türk firmasının rüzgâr santralleri kurmak için EPKD’ye başvurduğunu belirten Uyar, lisans başvurusunda bulunan firmaların toplam 78 bin megawat enerji üretmeye talip olduklarını anlattı.
Türkiye’de kurulacak rüzgâr santrallerinin Almanya’daki santrallerden 2 kat daha verimli çalışacağını belirten Uyar’a göre Türkiye’nin rüzgâr enerjisi alanında yatırım yapamamasının tek nedeni, hükümetlerin enerji tercihleri ve başka ülkelere verilen sözler.
Uyar, “Hükümetler termik santraller ve nükleer santraller kurmak için söz verdiler. Eğer rüzgârı değerlendirirlerse nükleer enerjiyi savunacak argümanları kalmaz. Borsa nedeniyle dışa bağımlıyız. Hükümetler santral sözlerini tutmazlarsa 2 milyar doların piyasadan çekileceğini ve kriz yaşanacağını düşünüyorlar” diye konuştu.
Uyar, Türkiye’de nükleer santral kurulmasındaki bir diğer amacın da, ABD’deki nükleer atık sorununu çözmek olduğunu belirtti.
________________________________

Altın madenleri nükleer çöplük olabilir mi?

Ege Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulamaları ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ümit Erdem de, uluslar arası lobilerin, Türkiye’de rüzgâr ve güneş enerjisinin kullanılmasını engellediği görüşünde.
Erdem’e göre, Türkiye, yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmasa bile, eldeki enerji kaynaklarında kayıp kaçak oranını düşürerek enerji krizini aşabilir.
“Enerjide kayıp kaçak oranı yüzde 2 indirilse 5 bin megawatlık 3 nükleer santralin üreteceği kadar enerji tasarruf edilir” diyen Erdem, nükleer santrallerin atık sorununa da dikkat çekti. 32 ülkenin yıllık nükleer atık miktarının 12 bin ton olduğunu belirten Erdem, “Özellikle Almanya ve İngiltere bu atıkları depolamak da zorlanıyorlar. Bu ülkelerden gelen şirketler, en düşük rezervler için bile, kâr edemeyecekleri halde altın arama tesisleri kuruyorlar. O tesislere gidip gezdik. Ama bloklarda ne var bilmiyoruz. Belki de nükleer atıklar o altın madenlerinde depolanıyor. Bilemiyoruz. Bunun araştırılması gerekir” diye konuştu.
 

 

SİTEMİZİN VE  GULNARFM İN DAHA İYİ HİZMET EDEBİLMESİ İÇİN AŞAGIDAKİ REKLAM BUTONUNA TIKLAYINIZ

 

 

 

 

 

Mail listemize üye olun
EkleÇıkar

      KRALAĞAÇ

 

 

 

 

 

kazimkalit/2000

opentable("");echo "";?